Prag’ın Kil ve Dualarla Doğan Devi: Golem Efsanesi
Prag’ın dar, taş döşeli ve sisli sokaklarında yürürken, her köşede eski bir hikâyenin fısıltısını duyabilirsiniz. Ancak bu hikâyelerin hiçbiri, Eski-Yeni Sinagog’un tavan arasında uyuduğuna inanılan o devasa varlık kadar ürpertici ve büyüleyici değildir: Prag Golemi.
Peki, yüzyıllardır edebiyattan sinemaya, bilgisayar oyunlarından yapay zekâ tartışmalarına kadar ilham veren bu kilden devin hikâyesi tam olarak nedir?
Çamurdan Doğan Bir Koruyucu
- yüzyıl Prag’ında Yahudi cemaati, haksız suçlamalar ve saldırılarla zor günler geçirmekteydi. Dönemin bilge lideri Haham Loew, halkını korumak için doğaüstü bir güce ihtiyaç duydu. Mistik Kabala öğretilerini kullanarak Moldau Nehri’nin kıyısından topladığı çamurla dev bir heykel şekillendirdi.
Haham, bu cansız bedene hayat vermek için antik bir ritüel gerçekleştirdi ve varlığın alnına İbranice "gerçek" anlamına gelen "Emet" (אמת) kelimesini yazdı. İşte o an, Golem gözlerini açtı. Konuşamıyordu, iradesi yoktu ama sadece yaratıcısının emirlerini yerine getiren sarsılmaz bir güce sahipti.
Kontrolden Çıkan Güç: "Gerçek"ten "Ölüm"e
Golem uzun süre mahallede asayişi sağladı ve ağır işleri üstlendi. Ancak her "yapay" güç gibi, Golem’in de bir karanlık tarafı vardı. Efsaneye göre, Haham Loew bir Şabat günü Golem'in canını almayı (ritüeli durdurmayı) unutunca, bu dev varlık kontrolden çıktı. Şehre korku salmaya, önüne çıkan her şeyi yıkmaya başladı.
Haham, yarattığı varlığı durdurmak zorunda kaldı. Golem’in alnındaki "Emet" kelimesinin ilk harfini sildi. Geriye kalan kelime "Met" (מת), yani "Ölüm" demekti. Dev varlık o an sarsılarak yıkıldı ve tekrar bir toprak yığınına dönüştü.
Golem Aramızda: Klasiklerden Video Oyunlarına
Bugün Golem sadece eski bir Yahudi efsanesi değil; popüler kültürün en sadık figürlerinden biri.
- Sinemanın Atası: 1920 yapımı sessiz film Der Golem, bugün bildiğimiz dev yaratık tasarımlarının öncüsü oldu.
- Modern Frankenstein: Mary Shelley’nin Frankenstein’ı, aslında Golem efsanesinin modern bir tıbbi yorumudur.
- Oyun Dünyası: Eğer Minecraft’ta köyünüzü koruyan bir demir dev inşa ettiyseniz veya The Witcher’da dev bir kilden canavarla savaştıysanız, aslında Haham Loew’in mirasıyla etkileşim kuruyorsunuz demektir.
- Yapay Zeka Sorunsalı: Günümüzde AI (Yapay Zeka) üzerine yapılan "Kendi yarattığımız güç bizi yok eder mi?" tartışmaları, aslında 500 yıl önceki Golem korkusunun dijital bir yansımasıdır.
Golem kelimesine ilk defa Tevrat’ın içinde bulunan Mizmor Kitabında, David’in 139. mizmorunun 16.dizesinde rastlıyoruz.
“Henüz döl yatağındayken gözlerin gördü beni;
Bana ayrılan günlerin hiçbiri gelmeden,
Hepsi senin kitabında yazılmıştı.”
Burada İbranice sözü geçen ‘GALMİ’ sözcüğü, ‘Benim Golemim’ anlamına gelir. “Döl yatağındayken” yani ‘cenin iken’ sözcüğü, henüz şekillenmemiş, ruh kazanmamış anlamına da gelir. Böylece Golem sözcüğünün, şekillenmemiş, ruh kazanmamış demek olduğu da anlaşılır.
Yidiş dilinde kullanılan ‘Goylem’ sözcüğü ise “Kafası az çalışan, ağır ve hantal” anlamlarına gelmektedir. Yahudi folklorunda birkaç tane Golem’den bahsedilir.
Talmud Kitabı’nda (Sanhedrin 38b), Adam’ın (Adem) ilk kez çamurdan yaratıldığı zaman onun ilk 12 saat boyunca Golem olduğu yazılıdır. Daha sonra tıpkı Adam gibi yaratılan bütün Golemler de çamurdan yaratılmıştır. Bu yüzden Tanrı’ya yakın ve kutsal sayılırlar. Bu yaratıklar her ne kadar insan yapısı olsalar da, sonuç olarak Tanrı’nın adı ve gölgesi onların üzerindedir.
Golemler konuşamazlar. Zeka olarak da geridirler. Talmud’da (Sanhedrin 65b) Golem’den şöyle bahsedilir: “Rava, Gavra adında bir Golem yaratır. Onu Rav Zeira’ya gönderir. Rav Zeira onunla konuşur. O cevap veremez. Rav Zeira ona, ‘sen sihirbazlar tarafından yaratıldın; şimdi kendi küllerine dön,’ der.”
Son Söz: O Hala Orada mı?
Prag’daki Eski-Yeni Sinagog’un tavan arasının halka kapalı olması, efsaneyi canlı tutmaya devam ediyor. Birçok kişi, Golem’in tozlu kalıntılarının hala orada, bir gün yeniden uyandırılmayı beklediğine inanıyor.
Belki de Golem hiçbir zaman yok olmadı; sadece form değiştirerek kodların, devrelerin veya hikâyelerin içine saklandı.
Editörün Notu: Bu yazı, insanlığın yaratma tutkusu ve yarattığı gücün sorumluluğunu taşıma çabasının bir özetidir. Bir sonraki seyahatinizde Prag’a yolunuz düşerse, sinagogun çatısına bakmayı unutmayın!











